İçeriğe geç

İnsanda öd var mı ?

İnsanda Öd Var Mı?

Kayseri’nin Sokaklarında Bir Yalnızlık Hikâyesi

Kayseri’nin sokakları sabahın erken saatlerinde bambaşka bir sessizliğe bürünür. Her şey bir araya gelip sabahın ilk ışıklarıyla uyanır ama ben, her zamanki gibi, biraz daha geç uyanırım. O gün, tıpkı diğer günlerde olduğu gibi, içimde bir belirsizlik vardı. Bir yandan yaşamın bana sunduğu fırsatları düşünürken, bir yandan da kafamda beliren sorularla boğuşuyordum: İnsanda öd var mı? Yani, insanlar gerçekten içinde büyük bir cesaret barındırabiliyorlar mı, yoksa biz sadece bir yığın korku ve korkusuzluk arasında savruluyor muyuz?

Bu soruya cevabı bir gün, Kayseri’nin merkezine doğru yürürken, bir çay bahçesinde buldum.

Tanıştığım Adamın Gözlerinde

Çay bahçesinin köşesine oturduğumda, karşımdaki masada yaşlıca bir adam oturuyordu. Siyah beresi, yer yer kırlaşmış sakalı, üzerinde eski bir montu vardı. O an biraz yalnızlık, biraz da tesadüf hisleriyle ona göz attım. Adam, dışarıdaki soğuk havadan hiç etkilenmiyor gibiydi, ama gözlerinde bir korku vardı. O korkuyu, insanın içinde büyüyen ama hiç dışa vuramayan türden bir korku olarak tanımlıyorum. Yavaşça masasına doğru yürüdüm ve “Merhaba, boş yer var mı?” diye sordum.

Adam bana bakarak yerini gösterdi. O an ilk kez, her şeyin normal olduğunu düşündüm, ama bir şeyler eksikti. Konuştukça, bu adamın öylesine alıştığı, bir türlü kıramadığı bir duvarı olduğunu fark ettim. “Hikâyenizi merak ediyorum,” dedim ona.

Adam bir an sessiz kaldı, sonra yavaşça söze başladı: “İnsanda öd var mı? Bunu soruyorsanız, sanırım herkesin içinde bir öd vardır,” dedi, derin bir iç çekerek. “Ama ne zaman kullanacağımızı, ne zaman hak ettiğimizi… işte, bu çok zor.”

Bu cümleler, içimde garip bir his uyandırdı. Adamın sadece yaşadığı hayal kırıklıklarını ve kayıpları değil, aynı zamanda bir ömrü, kendisini hayata karşı bir ödle savunmaya çalışırken, nasıl parçaladığını görüyordum. Ve o an düşündüm: Evet, belki de öd var. Ama ödün de bir bedeli vardı. Bu bedel, bazen yıllar süren yalnızlıklar, kırık dökük hayaller ya da yıllarca beklediğiniz bir cesaret anıydı.

Kendi İçimdeki Cesaret

Yavaşça çayımı yudumlarken, adama sormadan edemedim: “Peki ya siz? Kendinize ödü ne zaman hak ettiniz?”

Adam, gözleriyle bir an derinlere daldı. Sonra hafifçe gülümsedi: “Bunu hak ettiğimi hiç düşünmedim. Bazen hayatta ne kadar doğru karar verirseniz verin, ödünüz, o doğruların sonuçlarından farklı olabilir. Ama… yine de bir yerlerde, bir şekilde buluyorsunuz. İçinizde bir öd var, fakat en zor olan, ona ulaşmak.”

İçimde bir şeyler yerinden oynadı. O anda, belki de yıllardır kendime sorduğum sorulara bir yanıt bulmuştum. Korku ve cesaret birbirini iten, birbiriyle dans eden iki farklı histi. İnsanlar bazen ödün peşinden koşarken, o ödü ne kadar hak ettiklerini sorguluyorlardı. Ama belki de, aslında ödün ne zaman geldiğini hissetmek, ondan daha önemliydi.

İçimdeki Değişim

O gün, o çay bahçesinde geçirdiğim zaman, Kayseri’nin karlı havasında, kar tanelerinin yavaşça yere düşüşüyle birlikte, içimdeki o derin soruya cevap buldum. Öd, insanda vardır ama o ödün ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağı, içsel bir savaşı gerektirir. Bazen ne kadar cesur olursak olalım, içimizdeki korkuyu yenecek gücü bulmamız zor olur. Ama bir şekilde, o ödü almak için yola çıkmamız gerektiğini anlamalıyız.

Bir süre sonra, kalkıp çayımı bitirdim ve adamla vedalaştım. O da bana, “Bazen öd, bir gülüşte bulunur. Bazen de bir gözyaşında,” dedi.

Kayseri sokaklarında yürürken, içimde bir rahatlama hissettim. Belki de ödün tam olarak ne olduğunu anlamak, korkuları aşmak ve onlarla barış yapmakla ilgiliydi. Kendi içimdeki o ödü ne zaman bulacağımı bilmiyorum, ama şimdilik, sadece ona doğru adım atmanın yeterli olduğunu hissediyorum.

Ve evet, insanda öd var. Ama öd, cesaretin ve korkunun sınırlarında bir yerde gizli, henüz fark etmediğimiz bir yerlerde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
ilbet giriş yapbetexper bahis