İçeriğe geç

Adsorplanan maddeye ne denir ?

Adsorplanan Maddeye Ne Denir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme

“Adsorplanan maddeye ne denir?” sorusu, kimya derslerinden aklımızda kalan bir soruydu belki de. Bir madde, yüzeyine bağlanıp “adsorplanıyorsa”, bu maddeye genellikle “adsorban” denir. Ancak bu kavramı toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında düşündüğümüzde, işler biraz daha derinleşiyor. Çünkü bazen insanlar da bu adsorplanan maddelere benzer bir şekilde, toplumsal yapılar tarafından “yapışmış” ve onları şekillendiren kalıplara hapsolmuş hissedebilirler. Bugün, sokakta, toplu taşımada, işyerlerinde karşılaştığım örneklerden yola çıkarak, bu terimi toplumsal düzeyde incelemeye çalışacağım.

Adsorplanan Madde ve Toplumsal Yapılar

Kimyasal bir madde, yüzeyine yapıştığında, o yüzeyin belirli özelliklerine bağlı olarak bağlanır. Aynı şekilde, toplumsal cinsiyet, etnik kimlik veya sınıf gibi faktörler de insanların hayatlarına “yapışabilir”. Bu kavramları kimyadaki adsorpsiyonla ilişkilendirerek düşünmek, aslında toplumsal yapıları anlamamız için faydalı bir analogi sunuyor.

Mesela, bir kadın olarak toplumda genellikle belirli rollere sokulursunuz. Aileniz, çevreniz, iş yeriniz, sosyal medya… Hepsi birer yüzeydir ve bazen siz, bu yüzeylere bağlanırsınız, ne isteseniz de. Toplum size belli bir kalıp sunar ve siz, o kalıplara sıkışmış bir adsorban madde gibi, o kalıplarla şekillenir, onlarla var olursunuz. Bazen bu yapışma, hayatınızı yönlendiren en önemli faktör olur.

Toplumsal Cinsiyet ve Adsorpsiyon: Kadınların Yapışan Kalıpları

Sokakta yürürken gözlemlediğim manzaralar, bu “yapışma” sürecinin ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Kadınlar, özellikle toplu taşımada, toplumun onlara biçtiği “kırılgan”, “naif”, “sabırlı” gibi kalıplar içinde sıkışıp kalabiliyor. Bir kadın işyerinde yükselmek istediğinde, bazen sadece cinsiyetinden dolayı “bunun sana uygun olmadığını” duyabiliyor. Bir kadının fiziksel ve psikolojik gücü çoğu zaman küçümseniyor ya da dışlanıyor. İşte bu noktada, adsorplanan madde gibi, kadınlar da toplumsal yapıların dayattığı kalıplara “yapışıyor” ve bir anlamda bu kalıplarla şekilleniyorlar.

Bir arkadaşımın işyerinde yaşadığı bir durumu hatırlıyorum. Toplantı sırasında, üst düzey yönetici, erkek bir çalışanına sürekli söz hakkı veriyor ve arkadaşım konuşmak istediğinde sessiz kalıyor. O sırada bir an için, toplumun kadına ne kadar çok şey söylediğini düşündüm. Kadınların çok konuşmamaları, fazla yüksek sesle çıkmamaları bekleniyor. Oysa, erkeklerin sürekli konuşması ve egemen olmasına duyulan hoş görü… İşte tam da burada, kadınların adeta toplumsal yüzeylere “yapıştığını” ve bu yüzeylerin onlara her gün belirli kalıpları dayattığını görmek mümkün.

Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Farklı Grupların Adsorplanan Maddesi

Toplumsal cinsiyetin yanı sıra, etnik kimlik, sınıf farkları ve engellilik gibi başka faktörler de insanların toplumsal yapılar tarafından adsorplanmasıyla sonuçlanabiliyor. Özellikle sosyal adalet perspektifinden baktığımızda, farklı gruplar “adsorplanan maddeler” gibi, sistemin dışlayıcı ve ayrımcı yapılarıyla şekilleniyor. Bu grupların daha fazla “yapıştığı” yüzeyler, çoğu zaman onları dışlayan ve onlara fırsat tanımayan toplumsal katmanlar oluyor.

İstanbul’da, özellikle dezavantajlı mahallelerde yaşayan gençlerin yaşamlarına baktığımda, toplumsal yapının onlara nasıl yapıştığını daha iyi anlayabiliyorum. Ailelerinden, eğitim olanaklarına kadar her şey onlara adeta bir “adsorpsiyon yüzeyi” gibi sunuluyor. Birçok genç, düşük gelirli bir ailede doğmuşsa, bu durum, onun eğitim ve iş yaşamındaki başlangıcını belirliyor. Bu “adsorplanan madde” gibi, onlar da bu yapının içinde hapsolmuş oluyorlar. Toplumun belirlediği bu sınırlar, o kişilerin potansiyelini görmek ve ona fırsat sunmakta zorlanabiliyor. Yani, toplumsal yapı, onları sadece bir “madde” gibi, şekillendirmeye ve kısıtlamaya devam ediyor.

İşyerinde Adsorpsiyon: Çalışma Hayatındaki Kalıplar

Bir gün ofiste, kadın bir arkadaşımın, “Benim sesim neden duyulmuyor?” diye sormasıyla, adeta bir kez daha bu adsorpsiyon sürecinin farkına vardım. İşyerinde, aynı fikirle gelen bir erkek çalışan, çok rahatlıkla sesini duyurabiliyor. Ama kadınların sesleri, çoğu zaman “sakin ol, biraz daha alçak sesle konuş” gibi yorumlarla kısıtlanabiliyor. Bu, yalnızca bir ofis dinamiği değil, toplumun bütün katmanlarında yaşanan bir sorun. Kadınların seslerinin, erkeklerin sesleri kadar değerli olmadığını düşünen bir toplum yapısı var. Bu, adeta kadınların seslerinin toplumsal yapılar tarafından adsorplanması gibidir. Onlara, diğerlerinden farklı sesler çıkarmamaları gerektiği öğretiliyor.

Sonuç: Adsorpsiyonun Toplumsal Yansıması

Sonuç olarak, “adsorplanan maddeye ne denir?” sorusunu toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından ele aldığımızda, yanıt oldukça derinleşiyor. Toplumun bize dayattığı kalıplara, “yapışmak” ya da “adsorplanmak”, yalnızca kimya dünyasında gerçekleşen bir olgu değil. İnsanlar da benzer şekilde, toplumsal yapılar tarafından şekillendirilip, sınırlanabiliyor. Kadınlar, etnik azınlıklar, dezavantajlı gruplar; her biri toplumsal yapılar tarafından adsorplanan maddelere dönüşebiliyor.

Bu durumu değiştirmek için ne yapmalıyız? Toplum olarak, bu kalıpları kırmak ve daha eşitlikçi bir yapı kurmak mümkün mü? Sorular, tartışılmayı bekliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
ilbet giriş yapbetexper bahis